Belediye Çavuşları

       1955 Aydın Belediye  Başkanı İsmet Sezgin ve Belediye Çavuşları

Yıllar önce Aydın Belediyesi şimdi Akbank binasının olduğu yerdeydi. İki katlı, ahşap pencereli, çatısında kumruların oynaştığı “Safranbolu evleri” gibi şirin bir binaydı. İtfaiyede bu antik mabedin yanında idi. Heybetli Magirus’un İstanbul Oteli sokağından çıkıp Şoför (Topal) Cemal’in evinden kıvrılışı çocukluk imgelerimde hala saklı. Belediye yeni bina olarak Atatürk heykelindeki alana taşındığında saman yapraklı takvimler 1954’ü gösteriyordu. Ne yazık ki aynı yıl istasyon meydanındaki Halk Evi binası ve Belediye siyasi ihtiraslardan yıkılmış. İtfaiye de Nazilli köprübaşının altında çay kenarına taşınmış. Burası 1940’lı yıllarda karpuz pazarıymış. Belediye Parkı ile Yedi eylül mektebinin arasında kalan anı yüklü bina ise yarım asırlık ömründe nice Belediye Başkanlarını, Belediye Çavuşlarını, Doktorunu, Sağlıkçısını, Avukatını ve yüzlerce çalışanını bağrına basıp, çığırından çıkmış hüzne sarmalanıp, o da yıkılıp gitti. Çatısında çocukluğumun hayallerini süsleyen Belediye Sineması vardı. Balkonundan konuşma yapan Başbakanlar, Cumhur reisleri dün gibi gözümün önünde.

“Belediye Çavuşu” denirdi şimdiki Belediye Zabıtalarına eskiden. Subay şapkalı, üstten cepli yazlık gri üniformalı neferler. Kışın da Lacivert takım elbiseli, belde palaska, sırtlarında deri gocuk. Dalgalı denizin martıları gibi bu endamın içinden sert bakışlı, kendinden emin bir disiplin yansırdı. Çocukken, bahçıvanlıkta uçurtmalar tam keyfini almış, süzülenirken son ipinde Necati Özmen görünürdü, “Vardar Bozacının sokağından. Söylene, söylene gelirdi, badem bıyıklarının altından “ Kasnaklının ipi elektrik tellerine dolandığı zaman, sigorta atar. Aytepe de uçurun uçurtmanızı” diye. Hayıt dalından çatalını, otomobil iç lastiğinden lastiğini gerdiğimiz sapanlar neler çekti Mümtaz Uçmaklıdan. “Elektrik direklerindeki porselen fincanları kırıyorsunuz” diye az haşlamamıştı. Hulusi Kentmen görünümlü babacan bir adamdı Uçmaklı. Elektrik o yıllarda Belediyenin idaresindeydi. Elektrik, su idaresi ve Otobüs işletmesi Kıroba Kahvesi ve Çavuş Köprüsünün karşısındaydı. Elektrikçi Kemal ağabey vardı, uzun boylu, şapkasını hafiften eğri giyer. Arka cebinde dışa sarkmış pense sapı ve kontrol kalemi mutlak olurdu. O yüzden çok korkardık çocuk haşarılıklarımızın gölgesinde. Camlar kırılır diye lastik top oynatmaz, kasnaklı uçurtmazdı.

1960 Aydın Belediye Çavuşları

Arasta ile iç içe idi Salı Pazarı eski yıllarda. Taş zeminli, kiremit çatılı, beton tezgâhlı görünümünde. Kasaplar hali yapıldı sonra manavlar çoğaldı, galvaniz saçaklı yeni rıhtımında. Araçsız, telsizsiz, içi nohut düdükle dolaşırdı Belediyenin kuğuları. Kararlı, itaatkâr neferlerden kuruluydu bu ekip. “Belediye Çavuşu dolaşıyor” denildi mi esnaf çeki düzen verirdi kendine. Zabıtanın geçit vermeyen, “görev kutsaldır” ilkesinden hiç sapmayan aksi Çavuş “ Kızıl Tevfik” efsanesi, Arasta ve Salı Pazarı esnafının hala belleğindedir.

Teraziler, Kantarlar, Tahta metreler damgalı mı?  Etiketleri var mı? Kaldırıma tezgâh mı sarkmış, hele bulaşık suyunu, sıkı mı mahalleli sokağa akıtsın. İki tekerli At arabasıyla kaldırıma kum dökmek, Sabunhanelerin yağ varilleriyle sokağı işgal etmesi biraz yürek isterdi. Mayıs gelmeden pastaneler dondurmayı külahına fora edemezdi. O yıllarda piliçler döner çubuğuna geçmemişti ne yazık ki. Belediye sağlık idaresinden flitçiler kapı,  kapı dolaşırdı elinde pompaları ile. Lağım çukurları, helâlar ve evin odalarını ilaçlarlardı,  zabıta nezaretinde. Sağlık ocakları ve Eczaneler bu kadar çok değildi, Ana sağlık vardı yağcılar içinde, Marangoz Reşat’ın yanındaki binada. Belediye Doktoru Aliye Hanım hastalara bakar, ilaç da verirdi. İğne ve pansumanı sağlık memuru Vecdi Sertçetin yapardı. Zaman, ihanete uğramışçasına geçti yaşamımızdan, göz açıp kapayıncaya kadar. Hasan Göcen, Ali Özpınar, Cihat Engin, Şaban Caner, Şerafettin Tüzün, Veli Can, Mustafa Hanaylı, Mehmet Erbaş, İsmail Azeri, Mustafa Günday, Kemal Okyay, Hakkı Bakkalhan, Kadir Kırmızı, Nuri Akoğlu, Ziya Dengen ve Müdür Selahattin Gökçen; tütün kokan bank kahvesinin, lüks ışıklı gece çerezcilerinin, “Çam Hüseyin” suyuna dadanmış Park Sinemasının anılarda kalmış hüzün gözyaşlarındalar şimdi.

              Komiser (Kızıl) Tevfik Tekin

“Kızıl Tevfik”  Ömer Tevfik Tekin’i unutabilir mi bu çarşının esnafı. Sert, dediğim dedik, kuralcı “Amirlerimden aldım, talim, terbiye” edasında bir disiplin abidesi idi. İmalathaneler, fırınlar, sinemanın biletindeki soğuk damga, kasap çengelindeki etin mor damgası Belediye Çavuşlarından sorulurdu. Çaya çöp döküp, kostik suyu akıtılmazdı. Bacasından kara duman çıkan fabrika, eksik gramajlı ekmek çıkaran fırın, nohutla kavrulan kuru kahveci, titrerdi adeta zabıtadan. O günün esnafı, bugün denetlenemeyen dönercileri şaşkınlıkla izliyorlardır, yatıları yerden.

Polisler bile gıpta edermiş “yetkiniz bizden fazla” diye, deniz mavisi gömlekli lacivert pantolonlu çavuşlara. Kürt Hasan’ın kahvesinin karşısında şimdi trafonun olduğu yerde, Kapalı Spor Salonunun karşısında ve Manavlar içinde karakolları vardı. Akıp giden zaman içinde Belediye Bandosunun son notaları gibi onlarda unutuldu.

Ali Erol 1961 Ekim’inde bu ekibin içinden İtfaiye Müdürü oldu. Fuat Şahin Erlaçin, Ahmet Emin Arkayın, Raif Aydoğdu, Etem Menderes, Cevat Ülkü, Reşat Esenkan, Selim Yatağan, Orhan Çiftçi, İsmet Sezgin, Doğan Uluergüven, Orhan Esin, Cevat Aldemir, Muhterem Ağababa oğlu ve Nevzat Biçer Aydın Belediyesin sıkıntılı zor günlerde yönettiler. Ama Eski Belediye çavuşları denetim yetkileri ile donanımlıydılar. Bu yüzden vatandaş onları unutmadı.  

Ruhları, gül sularına dadanan Belediye Çavuşlarını,Başkanlarını  rahmetle anıyorum.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !