ÖDÜLLÜ İTFAİYECİLER


Çocukluk yıllarımın 1959 Ekim sıcağında, Ekrem Çifçi'nin "Çırçır" fabrikasın da büyük bir yangın çıkmıştı.
Fabrika, şimdiki Adnan Menderes stadının maraton tribününün olduğu yerdeydi. Maçlarda çekilen resimlere eşlik eden büyük bacalı fabrikanın kızıl alev'i ve mor dumanı Aydın'ın en uzak yerinden bile görünüyordu. Saatlerce sürdü yangın, yaralanan İtfaiyeciler de olmuştu. İsmini sonradan öğrendiğim fabrikanın müdürü Recep Nişlioğlu gökyüzünü kaplayan korku bulutlarının gölgesinde sağa, sola koşuşturuyordu. Balyalar ve hallaçlar sönmek bilmiyor, çıra gibi yanan çatıda lamarinalar eriyordu. Gece yarılarına kadar uğraşmış itfaiyeciler, sonradan öğrendik. Yine aynı yıllardı sanırım," Külahçılar" diye bilinen Mehmet Külahçı oğlu’nun zeytinyağı ve pirina fabrikasındaki yangın da hayli korkutmuştu. Pınarbaşı'nın uzun bacalı dev antik yapıtı, ne yazık ki, şehla akan derenin sularına karışıp gitti. Evimiz İtfaiye'ye sabah tekmillerini duyacak kadar yakın, sular kesildiğinde testileri dolduracak kadar komşuyduk. Asker koğuşunu andıran yatakhaneleri, boylu boyunca yemek salonları vardı. Ramazan Ay'ı geldiğinde, Mescit daha yapılmamıştı O yıllarda, yemek salonuna battaniyeler serilir, mahalleli Teravi namazı kılardı. O günkü manga'nın havuz yanındaki avluda voleybol oynadıklarını, gece yarısı Kar'dan adam yaptıklarını, Onbaşı'ya "Kürt Memo"!. Diye bağırışları hala belleklerimde. Memo, Altın dişli, iri- yarı bir adamdı. Hey gidi günler!.. Palaskası, baltası belinde, başında çelik miğferi kardan adam, İtfaiye Amiri Ali Erol'un zambaklı lojmanının önünde dururdu, yalpalayan siren seslerinin gel-gitinde. İtfaiye personeli'nin, İtfaiyeci haftasında Hisar sinemasının sahnesinde, bir piyes'te rol aldıklarını duydunuz mu, İlkokula giderken ben izlemiştim.
Yazımın başlığını, yarım asır öncesinin bir Anekdotundan esinlenerek attım.
19 Eylül 1956 da Çine'de çıkan büyük bir yangın zamanın Aydın Valisi Enver Saatçıgil'i ve Belediye Başkanı İsmet Sezgin'i harekete geçirmiş. İtfaiye bütün çabasını kullanarak yangını söndürmüş. Görevini başarı ile yapan İtfaiyecilere Valilikçe birer "Takdirname" verilmiş.



Faaliyet gösteren İtfaiye ekibinin neferleri, anı sayfalarına şöyle sıralanmış. Amir Eşref Ergüder, Çavuş Mehmet Güngör, İtfaiye şoförü Mehmet Şen, Gazanfer Turan, Hüseyin Umul, Mustafa Ayhan, Hüsamettin Benzer, Erlerden; İbrahim Haytıoğlu, Mehmet Coşar, Adnan Ünlü, Selahattin Kubar, Mustafa Sar, Durmuş Kıratlıoğlu, Mustafa Özsoy. Bu onurlu isimlerin ruhlarının iyi dilekleri bugünkü Levent'lerin göğüs kafeslerinde dolaştığına inanıyorum.
Geçtiğimiz pazar Aydınspor-Alanyaspor maçı sonrası bir anonsla Anemon Oteli karşısındaki su kanalına gittik.
Hendeğe düşen Traktör'ün altında bir genç kalmış, yürekler acısı bir tablo. Jandarma Trafik, Savcılık, çekici-yükleyici, Acil 112 hepsi orada. Traktörü zincire takıp kaldırması kolay da, ceset ne olacak, ya koparsa zincir? Üç İtfaiyeci soktu elini endişenin ve karamsarlığın altına. Önce Traktörün sac tentesini kestiler tüplü, elektrikli makasla, sonra cesedi incitmeden yol kenarında torbaladılar. Ustalarından almışlar talim, terbiye belli, söndürmenin ötesinde en tecrübe. Yarım Asır önceki cesaretin ödülü, bugünkü itfaiyecinin damarına girmiş. Plaket önüne gelene veriliyor, onlar kalplerinden madalyalı.
Ruhları gül sularına karışan İtfaiyecilere rahmet, çalışanların yüreğinden öpüyorum.
( SES Gazetesi- 2005)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !